Kolik, sağlıklı bir bebeğin görünürde hiçbir neden olmaksızın çok uzun süre ağlaması durumudur. Bu durum, en çok bebeğin hayatının ilk 6 haftasında görülür. Genellikle 3-4 aylıkken kendiliğinden geçer. Genel olarak kolik, bebeklerde sindirim sisteminin yaşa bağlı fonksiyonel bozuklukları ile ilişkili olan ve sancılı karın ağrılarıyla seyreden bir durumdur.
Bağırsak koliği; bebeğin ağlaması, durmaksızın çığlık atması, huzursuz olması, ıkınması, yüzünün kızarması ve karnının şişmesi gibi belirtilerle kendini gösterir.
Hayatın ilk yarısında çocuklarda sıklıkla çeşitli gastrointestinal fonksiyonel bozukluklar (regürjitasyon, bağırsak koliği, fonksiyonel ishal ve kabızlık) gözlemlenir. Bağırsak sancısı veya kolik, çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre yenidoğanların %55-75’inde görülmektedir.
Bağırsak sancısı, yenidoğan bebeğin beslenme ve uyku düzenini bozabileceği gibi, genç ebeveynlerde duygusal stres ve sinirliliğe de yol açabilir.
Bebeğin hayatının ilk aylarında, yenidoğanlarda ve çocuklarda görülen bağırsak koliği sorununun bütüncül çözümüyle çocuk doktoru (pediatrist), çocuk gastroenteroloğu ve nöropatologlar ilgilenir.
Kolik Nedenleri
Yenidoğanlarda bağırsak koliğinin gelişim mekanizması, sindirim sisteminin motor fonksiyonunun bozulması ve bağırsakta gaz oluşumunun artmasıdır. Bu durum, akut lokal spazmlara ve bağırsak duvarlarının gerilmesine neden olur. Yenidoğanlarda bağırsak koliğinin temel etiyolojik faktörleri doğrudan bebeğin kendisiyle veya annesiyle ilişkili olabilir.
Yenidoğanda gastrointestinal sistemin morfolojik ve fonksiyonel olarak olgunlaşmamış olması, sindirim sisteminin enzimatik aktivitesinin azalması, hidroklorik asit yetersizliği, laktaz eksikliği, bağırsak mikrobiyotasının bozulması ve nöroendokrin düzenlemenin yetersizliği bağırsak koliğinin ortaya çıkmasına neden olur.
Yenidoğanlarda bağırsak koliği, bağırsak yapısının anatomik özelliklerine ve sinir sisteminin gelişimine bağlı olarak ortaya çıkar ve bu durum genellikle 12-18 aya kadar devam eder.
Bebeği besleme tekniğinin yanlış olması durumunda, boş memeden veya yeterli süt gelmediğinde az miktarda sütle emzirme ve ayrıca prematüre bebeklerde aşırı hava yutma (aerofaji) görülmesi bağırsak koliğinin ortaya çıkmasına yol açar.
Yenidoğanlarda enzimatik sistemlerin ve bağırsak mikrobiyotasının yaşa bağlı ve bireysel olarak gelişmemiş olması, yağların ve karbonhidratların normal şekilde parçalanamamasına yol açar ki bu da gaz üretiminin artmasına neden olur.
Yenidoğanlarda bağırsak koliğinin gelişimi, gastrointestinal sistemin motor ve sekretuvar fonksiyonlarını düzenleyen bazı maddelerin eksikliğiyle de ilişkili olabilir. Bağırsak koliğinin nedeni, doğumdan önce veya doğum sırasında bebeğin maruz kaldığı hipoksi ve asfiksi de olabilir.
Yenidoğan bebeğin gestasyon haftası ve vücut ağırlığı ne kadar düşükse (yani prematürelik derecesi ne kadar yüksekse), bağırsak koliği gelişme riskinin de o kadar yüksek olduğu saptanmıştır. Prematüre bebeklerde bağırsak koliği genellikle klinik olarak daha belirgin ve daha uzun sürelidir.
Alerjik reaksiyonlar (doğal beslenmeden mamaya geçişte gıda alerjisinin gastrointestinal formu, mamalardaki gıda katkı maddelerinin varlığı vb.) da yenidoğanlarda bağırsak koliğine neden olabilir. Yarık dudak, yarık damak gibi doğumsal anomaliler de bazen bebeklerde bağırsak sancılarının ortaya çıkmasına sebep olur.
Yenidoğanlarda bağırsak koliği gelişimini tetikleyen anneye bağlı faktörler arasında komplike obstetrik-jinekolojik öykü (gestoz), yanlış emzirme tekniği, emziren annenin kötü alışkanlıkları, ek gıdaya geçişteki hatalar (erken dönemde inek sütü, çok yağlı yiyecekler, gazı artıran yiyecekler vermek), beslenme yöntemleri (aşırı besleme, mamaların yanlış hazırlanması), ailedeki duygusal istikrarsızlık ve stres gibi faktörler başta gelir.
Kolik Belirtileri
Yeni doğmuş bebeklerde bağırsak kolikasi, bağırsak yapısının anatomik özellikleri ve sinir sisteminin gelişimiyle bağlantılı olarak ortaya çıkar ve bu durum genellikle 12-18 aya kadar sürer.
Çocuğun beslenme teknikleri bozulduğunda, boş meme veya bebeği süt eksikliği durumunda az miktarda sütle beslemek, ayrıca erken doğan bebeklerde aşırı hava yutma (aerofaji) görülür ve bağırsak kolikasi oluşmasına yol açar.
Yeni doğmuş bebeklerde enzimatik sistemlerin ve bağırsak disbiyozunun yaşla ilgili ve bireysel olarak gelişmemiş olması, yağların ve karbonhidratların normal parçalanmamasına yol açar, bu da gaz üretiminin artmasına neden olur.
Yeni doğmuş bebeklerde bağırsak kolikinin gelişimi, mide-bağırsak sisteminin motor ve sekretör fonksiyonlarını düzenleyen bazı maddelerin eksikliğiyle de ilişkili olabilir. İntestinal koliğin nedeni, doğumdan önce veya doğum sırasında çocuk tarafından yaşanan hipoksi ve asfiksiyondur.
Yeni doğan bebeğin hamilelik süresi ve vücut ağırlığı ne kadar düşükse (yani erken doğum oranı ne kadar yüksekse), bağırsak kolikasi gelişme riskinin o kadar yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erken doğan bebeklerde bağırsak kolikasi genellikle klinik olarak daha belirgin ve daha uzun sürelidir.
Alerjik reaksiyonlar (doğal beslemeden yapay beslemeye geçişte gıda alerjisinin gastrointestinal formu, mikstürlerde gıda katkı maddelerinin varlığı ve diğerleri) yenidoğanlarda da bağırsak kolikine neden olabilir. Konjenital anomaliler (devşek dudak, kurt damak) de bazen bebeklerde bağırsak sancılarının ortaya çıkmasına neden olur.
Yeni doğan bebeklerde bağırsak kolikasi gelişimini tetikleyen maternal faktörler arasında ağırlaşmış obstetrik ve jinekolojik öykü (gestoz), yanlış emzirme, emziren annenin kötü alışkanlıkları, ek beslenmedeki hatalar (erken dönemde inek sütü, çok yağlı gıdalar, meteorizmi artıran gıdalar), beslenme yöntemleri (aşırı beslenme, karışımların yanlış hazırlanması); ailedeki duygusal istikrarsızlık ve stress gibi faktörler temel rol oynamaktadır.
Kolik belirtileri
Kolik, bebeğin hayatının ilk 3-4. haftasında ortaya çıkar ve 4-6 aylık olana kadar, bazen de 3 yaşına kadar devam edebilir. Yenidoğanlarda bağırsak koliği atakları genellikle aniden, belirgin bir sebep olmaksızın, günün aynı saatlerinde, çoğunlukla beslenme sırasında veya sonrasında kendiliğinden başlar.
Bağırsak koliği belirtileri günde 3 saat veya daha fazla sürer, haftada en az üç gün tekrarlar ve art arda üç hafta boyunca devam eder.
Yenidoğanlarda bağırsak koliği; bebeğin yüksek sesle ve keskin bir şekilde ağlaması, huzursuzlanması, bacaklarını karnına doğru çekmesi gibi belirtilerle seyreder. Bununla birlikte yüzde hiperemi (kızarıklık), karın ön duvarında şişkinlik ve gerginlik gözlemlenir. Bir bağırsak koliği atağı 30 dakikadan 3 saate kadar sürebilir.
Yenidoğanlarda şiddetli bağırsak koliği sonucunda bebeğin iştahı kötüleşir ve sindirim sistemi bozuklukları, karında gerginlik, kusma, sinirlilik ve uyku düzensizlikleri ortaya çıkar. Bağırsak koliğinden kurtulma, gaz çıkarma veya dışkılamadan sonra gerçekleşir. Kolik atakları arasında yenidoğanın genel durumu bozulmaz, karın elle muayene edildiğinde (palpasyonda) ağrı hissedilmez, iştahı yerindedir ve kilo alımı yaşına uygundur. Yenidoğanlarda bağırsak koliğine kabızlık, dispepsi, gastroözofageal reflü gibi durumlar eşlik edebilir.
Tedavi
Tedavi, çocuk doktoru (pediatrist) ve çocuk gastroenteroloğu tarafından yürütülür. Her organizma doğası gereği kendine özgüdür ve bu nedenle tedavi, bu durumun bebekteki temel nedenini ortadan kaldırmaya, mide-bağırsak sisteminin motor ve fonksiyonel bozukluklarını düzeltmeye odaklanır.
İntestinal kolika atakları arasında yenidoğanın genel durumu bozulmuyor, karın palpasiyonunda ağrı duyulmuyor, iyi iştah korunuyor, kilo artışı yaşına uygun.
Bağırsak koliği vakalarının bir kısmı, emziren annenin diyetine dikkat etmesiyle önlenebilir. Annenin menüsünden inek sütü ve sığır eti içeren ürünler çıkarılır; yağ açısından zengin gıdaların yanı sıra gaz üretimini artıran (çiğ ve salamura sebzeler, meyveler, baklagiller, taze ekmek ve kvas gibi) yiyecekler ile çikolata, tatlı ve hamur işlerinin tüketimi kısıtlanır.
Her beslenmeden önce bebek 5-10 dakika yüzüstü yatırılır, ardından bağırsak hareketlerini ve gaz çıkışını kolaylaştırmak için karnına saat yönünde hafifçe masaj yapılır. Bağırsak koliği atağı sırasında bebeği sakinleştirmek için karnına ılık bir bez koymak, bebeği kucağınıza alıp karın ön duvarını kendi karnınıza yaslamak da fayda sağlar.
Aerofajiyi (hava yutma) önlemek için beslenme tekniğine dikkat etmek, doğru pozisyonda emzirmeye çalışmak, emzik kullanımını sınırlamak, beslendikten sonra bebeği 10-15 dakika dik pozisyonda tutmak ve mamayla besleniyorsa uygun mamayı doğru seçmek önemlidir. Eğer bebekte gıda alerjisinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili bir formu gözlemlenirse, protein hidrolizatı (kazein veya whey) bazlı mamalara; laktaz yetmezliği durumunda ise düşük laktozlu veya laktozsuz mamalara geçilir.
Yenidoğanlarda, özellikle de prematüre bebeklerde, bağırsak mukozasının hassaslığı nedeniyle tıbbi bir gerekçe olmaksızın fitil ve lavmanların sık kullanılması uygun değildir.
Belirgin kolik durumunda, gaz giderici ve rahatlatıcı bitkisel ürünler (rezene, papatya, nane, dereotu) tavsiye edilebilir ve doktor tarafından simetikon içeren preparatlar, spazm çözücüler (spazmolitikler) ve sorbentler reçete edilebilir. Disbakteriyozu (bağırsak florası dengesizliği) düzeltmek amacıyla probiyotikler kullanılır.
Emziren bir annenin diyetine uyması yoluyla bağırsak kolikinin bazı vakaları önlenebilir. Sığır sütü ve sığır eti içeren ürünler onun menüsünden çıkarılıyor, yağlarla zengin gıda ürünlerinin yanı sıra gaz üretimini artıran (ham ve tuzlu sebzeler, meyveler, fasulye ürünleri; taze ekmek ve kvas), çikolata, tatlılar ve hamur yemeklerin tüketimi kısıtlanıyor.
Aerofajiyi önlemek için besleme tekniklerini izlemek, doğru pozisyonda emmeye çalışmak, memeleri emmeyi kısıtlamak, beslemeden sonra 10-15 dakika boyunca bebeği dikey pozisyonda tutmak, karışımla beslenirken ise uygun karışımı doğru seçmek önemlidir. Bir çocuğun gıda alerjisinin gastrointestinal formu varsa, protein hidrolizat (kazein veya serum) bazlı karışımlara, laktaz eksikliği varsa düşük laktozlu veya laktozsuz karışımlara geçilir.
Yeni doğan bebeklerde, özellikle de erken doğan bebeklerde, bağırsak mukozasının zayıflığı nedeniyle, göstergeler olmaksızın şamlar ve klizmaların sık sık kullanılması uygun değildir.
Düşünülebilir derecede belirlenen kolika durumunda gaz çıkaran ve gevşetici fototerapötik ürünler (arpabadiyen, gülümbahar, patlıcan, haşhaş) tavsiye edilebilir ve doktor tarafından simetikon içeren ilaçlar, spazmolitikler, sorbentler reçete edilebilir. Disbakteriozu düzeltmek için probiotikler kullanılır.